• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Edebiyat Gazetesi

Haftalık Kültür Sanat Haber Gazetesi

İLKAY COŞKUN İLE SÖYLEŞİ

Şair Yazar İlkay Coşkun ile yeni kitabı üzerine söyleşi:

"Bir Yazar, Bir Kitap" İlkay Coşkun / Muhsin Kemikli

 

İlkay Coşkun ile “İç Hatlar” Deneme Kitabı Üzerine / Muhsin Kemikli*

Merhum Cemil Meriç’in kitaba dair birçok değerli sözleri bulunmaktadır. Meriç’in “Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza” sözü her yeni bir kitap için söylediği aşikârdır. Kapağını açmadığımız her bir kitap saklı bir hazinedir. Emeğin harcıyla yoğrulan türlü türlü tezgâha geçmeden yazarın hayalini süsleyen taç olan kitap elimize aldığımızda matbaanın mis kokusunda kütüphanede yerini alır. Her kitabı alır almaz okur muyuz?  Öncelikler arasına dâhil mi ederiz.  Kitap sevgisi olanlar o kitabı bir gün okurum diye alırlar. Çünkü zahmetlerin rahmete dönüştüğü sırlarla dolu kitapların değerini bilirler. Kütüphaneler açık hazinelerdir. Arayan bulur misali her kitap yolculuğu arayışlarımızı bizlere kâh yakınlaştırır kâh uzaklaştırır kâh da sırların sırlarına ermemizi sağlar. 

“Bir Yazar, Bir Kitap” yazı dizisi bu naçizane duygularla yola çıktı. Yazarlığa kendini adamış, yarınlara bir hoş seda bırakma arzusu içerisinde olan  Şair-Yazar İlkay Coşkun’la 2020 yılının sonunda Kitapyurdu yayınlarından çıkan “İç Hatlar” kitabı hakkında söyleşi yapacağız. Değerli vaktini ayırdığı için hocamıza çok teşekkür ederiz. 

- İnsanı kendisi anlatması zordur. Lakin kaçınılmaz bir soru ile başlamak istiyorum. Hocam, İlkay Coşkun kimdir?

Allah'ın selamı üzerinize olsun. Selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Söyleşimize geçecek olursam. Hayat mücadelemiz, işimiz, hayat koşuşturmalarımız ve hayatın bize biçtiği rollerimizin yanında okumaya ve yazmada hem sahici hemde hayal nüveleri barındıran çeşitliliği yaşamaya çalışan bir fani diyelim. 

- “İç hatlar” kitabınızla alakalı ilk sayfalarında “tamam bu kişisel gelişime yönelik bir kitap” diye düşündüm. Sayfalar ilerledikçe yanıldığımı fark ettim. Kitabınızda hayata dair ne var ise yaklaşık iki yüz sayfanın içerisine sığdırmaya çalıştığınızı gördüm. Kitabınızın oluşmasındaki bu zenginliği neye göre inşa ettiniz? 

Şiirler, yazılar, kitaplar; şair ve yazarların gizli yarası değil midir? İddiası olan, hayali olan, derdi olan yazmaz mı? Hayatın içerisinde olan, sorgulayan insan hem okumaya hemde yazmaya ihtiyaç duyar. Hayatta hem ölü görüp ağlamış hemde düğün görmüş oynamış insanlardandır yazarlar. Sevinci de yaşar, melâlide yaşarlar. Geçip giden rüzgâr gibi olan sözün karşısındaki yazının kalıcılığını, değerini görmemiz gerekiyor. Ayrıca terakki ve istidada malik olmanın birincil şartının okumaktan ve öğrenmekten geçtiğini de biliyoruz. 

Sözü kendime getirecek olursam; “İç Hatlar” kitabında çeşitli zaman dilimlerinde yazdığım elli yazıya yer verdim. Beş bölüm şeklinde kitap vücut buldu. Yazıların birçoğu da farklı edebiyat dergilerinde yayımlandı. Bölümlerde yer alan farklı yazılarla farklı okur kitlelerine ulaşmayı hedefledim. Elli yazı içerisinden bir yazı dahi olsa ilgili okurun dikkatini çekmesini istedim. Kitaplarımda zenginlik var mı? Varsa ne düzeyde bir zenginlik var? Bu da okurun cevaplayabileceği bir soru. 

Daha çok romancıların uyguladığı bir yöntemdir, birkaç sene kendisini dışarıya kapatırlar. Yazdıklarını bitirdikten sonra kendilerini gösterdiklerine şahit oluyoruz. Bu görünürlük dahi, daha çok kitaplarıyla ilgilidir. Dergilerde yazmayı, sosyal medya meşguliyetini vs. bir süreliğine soğumaya bırakıp sadece yazacağım kitaba odaklanmayı çok isterim ama henüz böyle bir yazar olamadım maalesef. 

- Kitabınızda “Uçuş Modu” başlıklı yazınız uzleti anlatıyor. İnsanın kendisine yolculuğu iç hatlarda var oluşunu anlatıyor. Kitabınızda uzlete fazlaca değinmişsiniz. Uzlet kavramı İlkay Coşkun’un hayatında hep var mıdır? Uzlet hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Hani kültürümüzde, dinimizde hep denge hali vardır ya. Aşırılıklara hep bir mesafeli duruş vardır. Anlatmak istediğim uzlet hali, kendini yalnızlığa, tekbaşılığa, soyutlamaya mahkûm etme değil elbette. Daha çok insanın kendini bulma, tanıma ve kendini dinlemeye alma halidir. İhtiyaç durumunda cep telefonlarımızı uçuş moduna alırız değil mi? Telefonumuz kapalı değildir ama internete, aramaya, sinyal alışverişine kapalıdır. İhtiyaç halinde önemli bir özelliktir. Aynı bunun gibi. Hep dışarı açık olup kendimizi kendimize neden kapalı tutalım ki? Yazar yazdıklarıyla bir taraftan kendini kendine tanıtmaz mı? Dünya seyrüseferimizde çevremizi, başkalarını, dünyayı tanıma yolculuğunda niye kendimizi ihmal edelim ki. Bize bahşedilen hayat bizden çevreye ve çevreden kendimize doğru yol almıyor mu? Üstad Nuri Pakdil’in “İçe bakış, dehşetli hazinedir” sözündeki gibi içsel yolculuk hali, seyr-î sülûk halidir daha çok kastettiğim. “Eve dön, şarkıya dön, kalbine dön” der gibi bir durum.

- Hatıralara önem veriyorsunuz. Hatıralar yazarın olmazsa olmazıdır. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu Başkan ile yaşadığınız bir anı da kitabınızın içerisinde yer alıyor. Hatıra kavramından bahseder misiniz? İleriki süreçte hatırat yazmayı düşünüyor musunuz?

Uzunca bir dönem günlük tutmuştum. Ama maalesef kaybettim onları. Zaman zaman da anı yazıları yazıyorum ama ne kadar ilgi ve dikkat çeker bilemiyorum. Hep söylenir, “iyi dostlar biriktirin, herkesten zengin olursunuz” diye. Dost biriktirmekte de belli şartlar var. Sosyal yönünüzün ve iletişiminizin kuvvetli olması gerekir. Özverili olmanızda gereklidir. Elbette müşfik insanda olacaksınız, fedakârda olmalısınız. İletişim kurduğun çevre de değer kıymet bilecek gibi birçok etken var. İnsanlar için, çevre ve diğer canlılar için canla başla çabalayanları bu bağlamda bir adım önde görürüm. Ayrıca anı yazan yazarın, anı biriktirmiş olmasının yanında iyi bir hafızaya sahip olması gerekir ki anılarını yazıya dökebilsin.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünden bir gün önce görüşmemizi kaleme almıştım. Allah, Muhsin Başkan ve arkadaşlarına gani gani rahmet eylesin. Görüşmemizin içeriğine burada girmeyeyim ilgili yazımda detayları mevcut.  

- Kitabınızda mesleğinizin arka yüzünü de ön olana çıkartmışsınız? Mesleğiniz ve yazarlık arasında farklı uçlar var. İkisini de profesyonel olarak yapmaya çalışıyorsunuz. Bir elde iki karpuzu taşıyanı gösterin denildiğinde sanırım sizi gösterebilirim. İş hayatınızın yoruculuğunda yazarlığa nasıl zaman ayırıyorsunuz?  Daha öncesinde yazarlık sürecinden başlayarak kısaca bilgi verebilir misiniz?

Yazarlık işini meslek edinmiş çok az sayıda yazarı saymaz isek çoğu yazar benim durumumda aslında. Daha çok popüler dediğimiz yazarlar bunlar. Satılan kitapları ya iaşesini karşılıyordur ya da çalışmaya ihtiyaç duymayacak birikime, malvarlığına sahiptirler. Yazarın geçimini sağlayan bir işi ve okuduğu yazdığı, keyif aldığı, kendini ifade ettiği yazılar yazıyor olması çok değil bence. İnsanın işi çok zor ve meşgul eden bir iş değilse tabi. İş dışında yazar kendini sosyal anlamda fazla dağıtmıyorsa, kendini fazla bölmüyorsa, okumaya ve yazmaya zamanı kalıyordur illaki. Benim için kitap yazmak, hayatta kalmak olan geçim değil ama hayatımın kaynaklarından birisidir. Hayat birazda yorulma işidir. Kuru pantolon ile balık tutulamayacağını hepimiz biliriz.

-Birçok kitabın okuyucuya buluşmasından sonra sizin tarafından kitap tanıtımı kıvamında yazılarınızda, kitaplarınızda yer alıyor. Kitap tanıtımı hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz? 

Okuduğum kitapların en azından bir kısmı hakkında yazılar yazmaya çalışıyorum. Okuma notları ya da değinileri de denebilir. Eleştiri yazıları değil, eleştirmenlik değil tabi bu. Bir yerde kitabı okuduğumun nişanesi yazılar, notlar bunlar. Bu vesileyle de olsa yazarı, eğer hayattaysa tanışma, görüşme imkânını da buluyorum. Örneğin, sosyal medya üzerinden arkadaş olduğumuz onlarca yazar, şair dost var. Az çok yıllardır da birbirimizi takip ediyoruz. Bu dostların kitaplarını okumamış olmayı çok doğru bulmuyorum. En azından ben doğru olanı yapmaya çalışıyorum. Bu güne kadar yüz civarında kitap tanıtım yazısını hiç karşılık beklemeden keyif alarak yazmışımdır. 

-Son olarak “İç Hatlar” ile ilgili okuyucuya söylemek istediğiniz bir mesajınız var mı? 

"İç Hatlar” ismiyle müsemma derin anlamlar taşıyor. Dış hatlardan daha çok iç hatlar, kendimizden kendimize güzergâhtır, yoldur. Dış hatlar olacaktır, olmalıdır da ama iç hatları ihmal etmemeliyiz. İç hatlar ile dış hatlar arasında bir insicam ve denge hali vardır, olmalıdır. Dünya da iç hat, ülkemizdir, Müslüman âlemidir. Ülkemizde iç hat, yaşadığımız şehirdir. Yaşadığımız apartmanda iç hat, ailemizdir. Ailede iç hat aile bireylerdir. Bu böyle devam eder. “İç hat” tanımlamasını; benlik, yalnızlık demek olmadığını anlatabilmişimdir umarım.

Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Kitaplarla dostça kalın.

*  TDED Bursa Şube Başkanı

 


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın