• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Edebiyat Gazetesi

Haftalık Kültür Sanat Haber Gazetesi

Edebiyat Üzerine Ahmet Sezgin İle Söyleşi

edebiyatgazetesi.net için  Hayatını ve yazdığı kitapları hakkında, şifreleri bal kaymak tadında, verdiği röportajında, Aşk medeniyetine yolculuğu, Türkçenin Feryadı ve Dil Davamız üzerine Gazeteci Remzi Yıldırım konuştu.

Ahmet Sezgin; “ Dil Duygu Düşünce ve Kültürün Aynasıdır “

Portakal rehası, bal polenleri kadar etkisi olan edebiyat akımları insanı sarmaşık hurma gibi saran önemli bir isim. Her insana lazım bir Edebiyat Öğretmeni Ahmet Sezgin, Hoca; edebiyatgazetesi.net için  Hayatını ve yazdığı kitapları hakkında şifreleri bal kaymak tadında verdiği röportajında Aşk medeniyetine yolculuğu ve Türkçenin Feryadı ve Dil Davamız üzerine Gazeteci Remzi Yıldırm konuştu.

Eğitimci Şair Yazar Ahmet Sezgin ile kapsamlı bir Mülakat Gerçekleştirdik. Her kelimesi edebiyatın temelini anlatan sevgi ve merhametin harmanladığı öğüt ve bilgi sütunları ile sarmalanan Mülakatımızdan en çok genç edebiyatçılar istifade edecek diye ümit ediyoruz.

KÜLTÜR KÖPRÜMÜZ ANA YURDUMUZ SÖZ VE ‘SES BAYRAĞIMIZ’DIR
GENÇLER TÜRKÇEMİZİ SEVİP EN DOĞRU ŞEKİLDE ÖĞRENMELİDİR
DİJİTAL DİLİ’İN OLUŞMASI VS KAVRAM KARGAŞI SIKINTILANDIRDI
ANNE SÜTÜ GİBİ TATLI VE TEMİZ DİL ZEVKİNE SAHİP ÇIKALIM
DİL DAVASI’NI DERT EDİNMEMİZ GEREKİYOR…

Remzi YIldırım: Kıymetli Hocam, kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Ahmet Sezgin: 1966 yılında Samsun/ Terme’de doğdum. Çocukluğum elektriksiz ve televizyonsuz bir köyde geçti. Terme İmam-İmam-Hatip Lisesini bitirdim. 1988’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi,
1989 yılında İstanbul/ Kartal Anadolu Lisesi’nde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olarak öğretmenlik mesleğine başladım. Askerlik hizmetini Ankara/ Polatlı Topçu ve Füze Okulunda asteğmen öğrenci ve Millî Eğitim’de asteğmen öğretmen unvanıyla yaptım.
Çeşitli liselerde öğretmenlik yaptım.1998 yılından 2010 yılına kadar birçok dershanede öğretmenlik ve yöneticilik yaptım. Hâlen Terme’de Temel Kır Kız Anadolu İmam-Hatip Lisesinde görev yapmaktayım. Çeşitli okul ve kurumlarda eğitim ve kültür alanında seminerler verip imza günü ve söyleşilerde bulunmaktayım. Türkiye Yazarlar Birliği üyesiyim.

Ahmet Sezgin

Remzi YIldırım: Hocam, bugüne kadar edebiyatın hangi türlerinde eserler verdiniz?

Ahmet Sezgin: Bugüne kadar şiir, deneme, antoloji (güldeste, seçki, derleme) ve biyografi türlerinde 8 kitabımız yayımlandı. İnceleme, hikâye, hatıra türlerinde de kitap çalışmalarımız var.

Remzi YIldırım: Hocam, “Hüzün Yağmurları” isimli ikinci bir şiir kitabınız Klaros Yayınlarından çıktı. Şiirinizi besleyen kaynaklar nelerdir? Şiirlerinizde ağırlıklı olarak hangi temaları işlersiniz?

Ahmet Sezgin: Kısaca şiir kaynaklarım; millî ve manevi değerlerim, o değerlerin ışığında kâinat ve insan kitabına bakışım, gönül ürpermelerim, geçmişten bugüne yazılan şiirler, dilimizin zengin imkânlarıdır diyebilirim.
Hocam, şiirlerimde en çok “aşk, merhamet, hüzün, hasret, yalnızlık, sabır, ölüm, çile, zulüm, Hak, vatan, yozlaşma, yitik değerler” gibi ferdi ve sosyal temaları işledim. Konuşma ve nesirle ifade edemediğim duygu ve hassasiyetler, şiir olarak ortaya çıkıyor genellikle.

Remzi YIldırım: Bir eğitimci-şair-yazar olarak şiir yazmaya hevesli gençlerimize neler söylersiniz hocam?

Ahmet Sezgin: Şiir yazmaya hevesli gençlerimize, öncelikle geçmişten bugüne meydana gelen zengin şiir geleneğimizi iyi takip edip büyük şairlerimizin en değerli şiirlerini titizlikle okumalarını, şiir diline, üsluplarına dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. Türkçemizi sevip en doğru şekilde öğrenmelerini, az ve öz yazmalarını, şiirlerini hemen beğenip yayımlamamalarını, arının peteğini balla doldurması gibi sabırla şiir yolcuğunu sürdürmelerini öneriyorum onlara.

Remzi YIldırım: “Türkçenin Feryadı ve Dil Davamız” isimli muhteşem derlemeniz, 2020 yılında Etüt Yayınlarından yayımlandı. Bu konuda kaynak olabilecek bu nefis eser için sizi tebrik ederim. Eserin çıkış hikâyesiyle sizin Türkçeyle ilgili hassasiyetinizi ve dil hakkındaki görüşlerinizi ifade eder misiniz hocam?

Ahmet Sezgin: Düşüncelerimizi, duygularımızı, inançlarımızı, kimliğimizi, kâinatı dil vasıtasıyla anlatırız. Dilimiz; edebiyatımız, musikimiz, gönül sesimiz, tarihimiz, millî mirasımız, ilmimiz, irfanımız, haysiyetimiz, kimliğimiz, medeniyetimiz kısaca kültür köprümüz, ana yurdumuz, söz ve “ses bayrağımız”dır. Dil; duygu, düşünce ve kültürün aynasıdır.

Öztürkçecilik (tasfiyecilik) hareketiyle dilin fakirleşmesi ve bir “uydurma dil”in oluşturulması, yabancı kelime hayranlığıyla dilimizin kirletilmesi ve yabancı dil işgali, yabancılaşma, yabancı dille eğitim hastalığı ve “Türkçeden kaçış”, noktalama ve imlâ hataları, anlatım bozuklukları, telaffuz, vurgu ve tonlama yanlışları, basın yayın organlarındaki akıl almaz özensizliklerle lisanımızın bozulması, günlük dille şarkı ve dizilerdeki sözlerin argolaşması, internetin yaygınlaşmasıyla “dijital dil”in oluşması, kavram kargaşası, terim türetme ve sözlük yapma gibi dil meseleleri; beni derin derin düşündürdü yıllarca. Eser bu kaygılarla ortaya çıktı.
Mankurtlaşmak” yani kimliğimizi ve hafızamızı kaybetmek istemiyorsak “dil yâre”siyle ağlayan Türkçenin feryadına yürekten kulak verip “dil davası”nı dert edinelim. Millî değerlerimize sahip çıkarak ve dil şuuruyla Türkçemizi doğru öğrenerek güzel konuşup yazmaya özen gösterelim. Türkçemize; Türkçenin imkânlarını hakkıyla ve en güzel şekilde kullanan kıymetli ediplerimize ve bizlere anne sütü gibi tatlı ve temiz dil zevkini verecek güzel eserlere sahip çıkalım.

Ahmet Sezgin

Remzi YIldırım: Hocam, ben sizin “Aşk Medeniyetine Yolculuk” isimli kıymetli deneme kitabınızı büyük bir zevkle okudum. Biraz da "Aşk Medeniyetine Yolculuk"tan bahseder misiniz? Kitabın ismi bile çok özel ve özgün. Nedir aşk medeniyetine yolculuk?

Ahmet Sezgin: Aşk medeniyetine yolculuk, “kültürden irfana” ulaşabilmek için ay vaktinde düşünmektir. “Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü”yü inşa edebilme gayretidir. Menfaat, kuvvet, nefret, cehalet, savaş ve zulüm uygarlığını terk edip hak, hakikat, sevgi, kardeşlik, adalet, ilim, güzellik, edep ve irfanla örülü aşk medeniyetine hicret etmektir.
Aşk medeniyetine yolculuk; öfkelerimizi, dertlerimizi sabır eleğinden geçirip fikirlerimizi hikmet boyasıyla boyamaktır. Meselelere ve hadiselere hak ve hakikatin gözüyle bakıp aklıselim ve kalbiselimle tefekkür etmektir; aklı ve kalbi aşkla, irfanla donatıp “gönül fatihi” olabilmektir.
Aşk medeniyetine yolculuk; ahlaki sorumluluğunun bilincinde, çağdaş fikrî meselelerle uğraşan, geniş ufuklu, kendi toplumunu tanıyan, kendi toplumuna “Fildişi Kulesi”nden bakmayan, hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir münevver olabilmektir. “Kökü mazide olan âti” olabilmek için dil-din ve tarih şuuruna erebilmektir.
Aşk medeniyetine yolculuk; millîden evrensele yol alabilmektir. “İlim ilim bilmektir/ İlim kendini bilmektir.” diyen Yunus Emre gibi kendini ve Hakk’ı bilme yolculuğudur. Büyük fikir adamı Nurettin Topçu gibi “yarınki Türkiye” sevdasıyla kalbi ve aklı tutuşmuş, “isyan ahlakı” ve “ahlak zarafeti” içinde olmaya çalışmaktır.

Ahmet Sezgin

Remzi YIldırım: “Eğitimin en önemli amacı, çocuklarımıza sağlam ve millî şahsiyet kazandırmak olmalıdır. Yolumuzun kandilleri Türk klasikleridir.” diyorsunuz bir denemenizde. Gerçekten kendi kıymetlerini, klasiklerini bilmeyen bir toplum olduk. Bu konuyu biraz detaylandırır mısınız hocam?

Ahmet Sezgin: Her sahada insanlığa üstün eserler bırakan Müslüman Türk milleti, kendi kültür ve medeniyet havzasında yetiştirdiği nice üstün şahsiyetlerle edebiyat sahasında da “klasik” denebilecek çok kıymetli eserler meydana getirmiştir. Bu eserler, hem edebî olarak yüksek seviyededir, hem de Türk dili ve kültürünü temsil etmektedir.
Gönül insanı Mevlânâ’nın benzetişiyle “pergel gibi insan” olmalıyız. Yani bir ayağımız pergel gibi kendi inanç ve kültürümüze bağlı olarak sabit; diğer ayağımız ise, bütün dünyayı dolaşarak “iyi, güzel, doğru ve faydalı” şeylere açık olmalı. Kısaca “kökü mazide olan âti” olmanın şuur ve gayreti içinde millî ve evrensel olmalıyız.
“Mankurtlaşan aydınlar” yoluyla kendi tarih, kültür ve medeniyetinden uzaklaştırılmak istenen, ruhu örselenen ve kendi yörüngesini kaybetmeye başlayan Türk milleti; gerçek kimliğini ve kaybettiği yörüngesini “Batı klasikleri” ile değil, “Türk-İslam klasikleri” ile bulacaktır. Daha sonra da başka kültürlerin klasikleri okunmalıdır.
Batı uygarlığının çağdaş yokuşlarında susayarak rotasını şaşırmış kalabalıklar; ancak yolumuza kandil tutan erenlerin, ediplerin şaheserleriyle gerçek yörüngesini bulabilir. Kâinat kitabını aşkla okuyanların klasikleriyle yeniden “alperen” tipi insanı oluşturup “aşk ve gönül medeniyet”ini idrak etmeliyiz.

Remzi YIldırım: Edebiyatgazetesi.net'te  yayımlamak üzere yapmış olduğumuz bu çok kıymetli mülakat için size çok teşekkür ederiz muhterem hocam.
Ahmet Sezgin: Değerli Remzi Bey kardeşim, bu kıymetli sohbetten dolayı ben de size çok teşekkür ederim. İnşallah güzellik ve hayırlara vesile olur bu mülakat.

RÖPORTAJ Remzi Yıldırım


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın