• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Edebiyat Gazetesi

Haftalık Kültür Sanat Haber Gazetesi

AKALEMLER DERGİSİ 34. SAYI OKURLA BULUŞTU.

Selim Tunçbilek yönetiminde çıkan akalemler dergisi 34. sayısı okur ile buluştu.

Akalemler Dergisi 34. Sayı Okuru İle Buluştu.

 

İlk İslam düşünürü Kindî’nin evrenin yaradılışıyla ilgili düşüncelerinden yola çıkılarak hazırlanan 34. Sayı yine kışkırtıcı biçimde okuru akalemler’i okumaya davet ediyor. Evrenin bütün bir varlık olarak yaratıldığı düşüncesini öne süren Kindî’nin fikirlerinden hareketle dünyada yaşanan salgın ve Marmara’daki deniz salyası ve çevre kirliğinin aslında insanın ve insanlığın kirlenmişliğinden bahsediyor akalemler.

Bu çıkış yazısını takiple derginin dikkat çeken hikâyecisi İbrahim Savar’ın “Tan mı? Kan mı?” başlıklı güzel hikâyesi okuru sarıyor.  Önce keçilerimiz çoğaldı. Her seferinde ikişer yavruladılar. Tavuklarımız da oldu sonra. Ormandan dağ çilekleri topladık baharda. Büyük yokuşun dibindeki kasabaya götürdük onları. Sabun, kibrit, kumaş gibi şeylerle değiştirdik. Peynir yapmayı da öğrendim.” Diyerek hayata yürekten dokunan bir hikâye okuyoruz.

                Dergide yazı ve şiirleriyle belirginleşen Beste Bekir bu sayıda “Romantizmin Öncüsü Johann Gottfried Herder“ başlıklı inceleme yazısı ve “Kan Irmağı” isimli çıkış yazısını bütünleyen şiir ile yer almış.

                Derginin önemli yazarlarından Burhan Kale yazısında ise Şiirimizde yağmur imgesini konu edinmiş. Şiirimizin usta şairlerinden Tevfik Fikret, Necip Fazıl, Sezai Karakoç gibi şairlere gönderme yaparken günümüz şairlerinden Selim Tunçbilek, Nurullah Genç, Resul Duman ile yazar kendi dizelerine atıfla yazısını biçimlendirmiş.

                Yüksel Gazioğlu, Kurtuluş Çelebi, Selçuk Şamil, Hızır İrfan Önder ve Neva Selçuk şiirleri ile dergide öne çıkan şairler. Selim Tunçbilek ise bu sayıda şiirimizin büyük ustası Yahya Kemal’i “Bin Yıldan Uzun Gecenin Bestesi” başlığı ile değerli bir yazı kaleme almış

                Hilal Kutlu “Pandora’nın Kutusu” başlıklı yazısı ile hikâyesini paylaşmış ve günümüz insanının mutluluk beklentisine dikkat çekmiş.

                Kübra Gedik Bilge Karasu’nun Troya’da ölüm vardı öykü kitabında “Deniz” olgusunu inceleme konusu yapmış.

Ayşe Algün ise “Meramı hüzün olan” başlıklı yazısı ile dergide yer almış.

Akalemler 34. Sayısında okuru her açıdan mutlu kılacak bir sayı hazırlarken, 21 Ağustos’u dünya yazı günü olarak ta kutlamayı ihmal etmemiş.

Zevkle okuyacağınız bir dergi akalemler.

                Derginin eski sayılarını PDF olarak www.akalemler.com sitesinden indirebilirsiniz.

Derginin ilgi ile takip edilen çıkış yazısı:

“Zamanı Tanrı Yaşar, Kişioğlu Ölümlüdür.”

            

             Düşünmek tarih boyunca dünyanın en büyük suçu olmuştur. Düşmanlarınızı çoğaltmak düşünmeyle başlıyor. Bunun farkındayız. Bizlerde işin kolayına kaçabilirdik. Kendimizi bir kampa ait gösterip rahatlayabilirdik. İnsanın kendi vicdanı kadar onu acıtan başka bir olgu yoktur. İnsan olmak ancak vicdan sahibi olmakla mümkün. Vicdan muhasebesini çıkarlarıyla ilişkilendirenler yüzlerini aynada gördükçe ondan ürkenlerdir.

İnsanlık Covit-19 salgını ile birlikte kendi vicdanının yansımasını aynada gördü ve oldukça irkildi. Çok kısa sürdü bu irkilme. Aşının bulunmasıyla birlikte insanlık muhasebesi başkan bir alana kaydı.

İlk İslam düşünürü Kindî kudret sahibi Tanrı’nın tüm kozmik varlığı (felek) evrendeki her şeyi içinde barındıran tek bir canlı şeklinde yarattığı iddiasındadır. Yani yeryüzündeki, evrendeki her varlık o tek canlı yaratılmışın hücreleridir. Dünyadaki salgın adeta bunu bize tekrar hatırlatmıştı. Yaşantımızın çirkinlikleri olarak evrene yansıyan davranışlarımızı gözden geçirme gereği duymuş, ümitlenmiştik. Ümidimiz kısa sürdü. Yine de kendi vicdanın susturmaya kıyamayanlar insanlık için ümitli olmaya çağırıyorlar bizi.

Marmara’yı istila eden deniz salyası da aslında Kindî’nin iddiasını göz ardı etmemizin bir sonucu değil miydi? Gördüğümüzse gerçekte doğayı değil kendimizi nasıl acımasızca kirlettiğimizdi. Hiç üzerimize alınmadık. Kirlenen deniz sandık. 

Bütün bu olup bitenler bize dikkatli ve özenli yaşamanın bir gereklilik olduğunu söylüyor. Aslında aynı zamanda İnsanlığın her birikiminin nasılda yabana atılmaması gerektiğini ikaz ediyordu. Her bilgi nasıl da kıymetliydi. Zira birbirimizin ışığıyla gelmiştik bu günlere.

Kimler bu vicdanını susturamayanlar? Şairler, romancılar, hikâyeciler, yazarlar, fikir adamları, sanatçılar… Onlar vicdanlarını kanatarak mürekkep yapanlardır. Onların vicdanlarından çıkan sesler insanlık için ışık saçıyor. Karanlıktan çıkmanın imkânını da sunuyor bize. 21 Ağustos Dünya yazı günü vesilesiyle yine o ilk yazılı anıttaki sözü hatırladık. “Zamanı Tanrı yaşar kişioğlu ölümlüdür.” Akalemler o anıtın yazılı ikazını hatırlatan fanilerden mürekkep görülebilir.  Karanlık günlerinize ışık ve vicdanınız olabilmek ümidiyle…

akalemler


Dergiyi Okumak İçin Buraya TIKLAYARAK Okuyabilirsiniz..

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın