• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Edebiyat Gazetesi

Kültür Sanat Edebiyat Haber Gazetesi

Beste Bekir
bestebekir@hotmail.com
YALNIZLIK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
04/02/2021

                                              

            Nedir ki şu adına yalnızlık dediğimiz? Bir hastalık mıdır insanın içine yerleşip, onu günden güne yiyip bitiren ya da bir liman mıdır çaresiz anlarında sığındığı insanın?

             Yalnızlık deyince çoğumuzun aklına  hayatta kimsesi olmadan yol almak; bir sese, bir soluğa muhtaç olarak yaşamak gelse de; bence asıl acı olan kalabalıklar arasındaki yalnızlıktır. İnsan kendisini anlamayanların arasında o kadar kötü hisseder ki kendini, bir süre sonra yalnızlığı onlardan kaçış yolu olarak görmeye başlar. Yalnızlık artık cisimleşmiş sakin, huzurlu bir mekân hâlini almıştır âdeta. Yalnızlığa sığınan kişi ise artık hayallerine kimse el süremeyecek, kalbini kimse kıramayacak, aklının içindekileri kimse bilmeyecek ve fikirlerinden dolayı kimse kendisini yargılayamayacak diye içten içe sevinç duyar. Dışarıdan yalnızlık şeklinde görünen bu durum artık onun istediği gibi hüküm süreceği uçsuz bucaksız bir özgürlükler ülkesi hâline gelmiştir.

             Bu duruma felsefe tarihinde irrasyonalist ve karamsar bir düşünür olarak bilinen Arthur Schopenhauer "Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar" isimli eserinde şu şekilde değinmiştir:

            "Yalnızlık tüm seçkin zihinlerin yazgısıdır. Zaman zaman bundan yakınacaklardır, ama her zaman kötünün iyisi diye bunu seçeceklerdir.(...)Yalnızlık hoşnutluk verir, kendisi ile baş başa kalabilmek en değerli mülktür. Geri kalan her şey gereksizdir, eğer varsalar da çoğu sadece bir yük oluşturur.(...) Entelektüel açıdan yüksek bir insana, yalnızlık ikili bir yarar sağlar: Birincisi, kendi kendisiyle olmak ve ikincisi, başkalarıyla birlikte olmamak.(...)Gençliğin başlıca eğitim konularından birisi, yalnızlığa katlanmayı öğrenmek olmalıdır; çünkü yalnızlık, mutluluğun ve içsel huzurun bir kaynağıdır."

             Bu cümlelerden de anlaşılabileceği gibi Schopenhauer yalnızlığı bir lüks, bir mutluluk sebebi olarak görmektedir.

             Schopenhauer ile aynı bakış açısına sahip bir diğer kişi ise Franz Kafka'dır. Ünlü Alman yazar "Milena'ya Mektuplar"  adlı eserinde şöyle der:

            "İçi insanlarla dolu büyük evler var karşıda, gene de tek odada bir başına olmak, bir evde yalnız yaşamak, yaşamın en önemli yanı, daha doğrusu: Kimi zaman yalnız kalabilmek mutluluğun ilk koşulu."

             Dünyada realist akımın öncülerinden olan ünlü Rus yazar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski'nin"Ölüler Evinden Anılar" adlı eserinde yazarın yalnızlığa bakışını yansıtan şu ifadeleri görmek mümkündür:

            "Yüzlerce arkadaş arasında bulunduğum hâlde, kendimi ne kadar derin bir yalnızlık içinde hissettiğimi hatırlıyorum. Sonunda bu yalnızlığı da sevmeye başlamıştım ya... Bu ruh yalnızlığı içinde bütün geçmişimi gözden geçiriyor, her şeyi en ufak ayrıntısına kadar hatırlıyordum. Geçmişim üzerinde düşünürken kendimi amansız bir titizlikle suçluyor, hatta bu yüzden bana bu yalnızlığı bağışlayan alınyazıma şükran duyuyordum. Çünkü bu olmasaydı, ne böyle kendimi yargılayabilir, ne de geçmişimi bunca titizlikle inceleyebilirdim."

              Halbuki birçok şairimiz şiirlerinde yalnızlığın olumsuzluğuna dikkat çeker. Örneğin Cahit Sıtkı Tarancı "Yalnızlık" adlı şiirinde okuyucuya şöyle seslenir:

                        Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan,

                        Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık

                        ...

                        Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü,

                        Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı

                        Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü

                        Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı

Şairin, yalnızlığın acısını yüreğinde ne kadar yoğun duyumsadığını bu dizelerde açıkça görmemiz mümkündür.

             Orhan Veli ise yalnızlığın insanı düşürdüğü durumu "Yalnızlık Şiiri"inde şöyle  ifade etmektedir:

                        Bilmezler yalnız yaşamayanlar

                        Nasıl korku verir sessizlik insana

             Sonuç olarak yalnızlık duygusu insanlığın her döneminde bir sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Ruhlarında derin izler bırakan yalnızlık duygusu, kimi yazar, şair ya da düşünürün eserlerinde insana korku veren ve onu hüzne sevk eden bir unsur olarak göze çarpmış, kimilerinde ise insan aklında ucu bucağı olmayan bir özgürlük alanı, bir lüks, mutluluğun ilk koşulu ve içsel huzurun kaynağı olarak nitelenmiştir. Öyle görünüyor ki, insanlık var oldukça onu huzursuzluğa sevk eden,üzerinde düşünmeye ve yazmaya iten bu boğucu yalnızlık duygusu da varlığını sürdürecektir.Belki de yapılması gereken, Schopenhauer'in düşüncelerinden yola çıkarak yalnızlığı hayatımıza olumlu anlamda dahil etmek, onun hayal dünyamızı genişletmesine ve verimliliğimizi arttırmasına olanak sağlamaktır.

                       




1220 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

POSTKOLONYAL EDEBİYAT: KİMLİK, AİDİYET VE DİRENİŞ ANALİZİ - 23/08/2023
Sömürgeciliğin bıraktığı sorunları felsefi ve edebi teoriyle açıklayan edebi akıma postkolonyalizm denir.
İNSANCIL EDEBİYAT - 18/12/2021
Edebiyat ideolojilerüstüdür, ideolojik ya da başka birtakım kalıplara sığdırılamayacak denli engin bir okyanustur.
FELSEFEDEN ŞİİRE UZANAN YOL: ORUÇ ARUOBA - 11/07/2021
Ahmet Oruç Aruoba, 14 Temmuz 1948'de Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde dünyaya gelir. Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu Fahri Aruoba ile şair, gazeteci Muazzez Kaptanoğlu'nun üç çocuğundan biridir.
DİRİM - 02/06/2021
Hayalin Işıltılar İklimi'nden "Dirim" isimli şiiri...
KADININ ŞİİRSEL SESİ: GABRIELA MISTRAL - 12/05/2021
"Öpücükler" şiiri, en popüler şiirlerinden biri olmasının yanı sıra, Gabriela Mistral'ın ruhunun şiirselliğini de gözler önüne sermektedir.
"SEVME SANATI" ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME - 26/04/2021
Erich Fromm'un 1956'da yayınlanan "Sevme Sanatı" adlı kitabı, bir kitaptan daha fazlasıdır. Birkaç nesil için ilham kaynağı olan bu yapıt, hâlen güncelliğini korumaktadır.
BÜYÜLÜ GERÇEKÇİLİĞİN ÖDÜLLÜ YAZARI - 11/04/2021
Halk arasında Gabo veya Gabito olarak bilinen Gabriel Garcia Marquez, Latin Amerika'nın en önemli edebiyatçılarından biridir ve büyülü gerçekçiliğin bir temsilcisi olarak anılan Kolombiyalı bir yazar, gazeteci, şair, editör ve senaristtir.
MODERNİZME BİR BAŞKALDIRI: ULTRAİZM - 27/03/2021
Edebi ultraizm, I. Dünya Savaşı'nın sonunda ortaya çıkan bir İspanya ve Latin Amerika kökenli harekettir. Ultraist hareketin temel amacı, modernizme ve 98 Kuşağı'na karşı cephe oluşturmaktır.
HAYATA TUTUNAMAYAN ŞAİR: GEORG TRAKL - 17/03/2021
Trakl şiirlerinde çürüme, yalnızlık ve ölüm düşüncelerini âdeta ete kemiğe bürüyerek biçimsel ve tonal güzellikle birleştirir. Özellikle geç dönem şiirleri kıyamet duygusu ile karakterize edilir ve yaklaşan bir felaket hissini aktarır.
 Devamı