• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Edebiyat Gazetesi

Kültür Sanat Edebiyat Haber Gazetesi

Beste Bekir
bestebekir@hotmail.com
POSTKOLONYAL EDEBİYAT: KİMLİK, AİDİYET VE DİRENİŞ ANALİZİ
23/08/2023
      Sömürgeciliğin bıraktığı sorunları felsefi ve edebi teoriyle açıklayan edebi akıma postkolonyalizm denir. Dolayısıyla postkolonyal edebiyat, sömürge döneminin etkilerini ve sonuçlarını ele alan edebi eserlerin geniş bir kategorisini kapsar. Bu edebiyat akımı, sömürgecilik ve sonrasında yaşanan deneyimleri, kimlik arayışlarını, aidiyet duygusunu ve direnişi konu edinir. Postkolonyal edebiyat, hem eserlerin içerikleri hem de yazım süreçleriyle birlikte toplumsal, siyasal ve kültürel bir çerçeveyi işler.

      Postkolonyal edebiyatta, sömürge dönemi ve ardından gelen bağımsızlık hareketleri üzerinde durulur. Bu eserler, sömürgeci güçlerin egemenlikleri altında yaşayan insanların kimlik arayışlarına odaklanır. Sömürgeciliğin getirdiği kültürel asimilasyon ve bastırma politikaları, postkolonyal edebiyatta anlatıcıların ve karakterlerin kimliklerini sorgulamasına ve yeniden inşa etmesine neden olur. Bu süreç, bireylerin kendi köklerini keşfetmeleri ve kültürel aidiyetlerini yeniden tanımlamalarıyla sonuçlanır.

      Postkolonyal edebiyat aidiyet duygusunu da ele alması açısından önemlidir. Sömürge döneminde, sömürgecilik karşıtı hareketlerin ortaya çıkmasıyla birlikte, insanlar kendi kültürel, etnik veya milli kimliklerine bağlılık duygusunu güçlendirmeye başlarlar. Bu duygu, postkolonyal edebiyatta kendini gösterir ve edebi eserlerde yer alır. Postkolonyal yazarlar, karakterleri aracılığıyla aidiyetin önemini vurgular ve sömürgeciliğe karşı mücadelede toplumsal ve kültürel bağların ne denli etkili olduğunu anlatırlar.

      Direniş temasını da derinlemesine işleyen postkolonyal edebiyatta sömürgeciliğe karşı direniş, merkezi bir konudur. Edebi eserler, toplumsal adaletsizliğe ve eşitsizliğe karşı başkaldırıyı anlatır. Bu direniş, sömürgeci iktidarın karşısında duran bireylerin veya toplumların hikâyelerini içerir. Direniş, postkolonyal edebiyatın amacı olan kendi kimliklerini bulma sürecindeki insanların güçlenmesini ve dönüşümünü de yansıtır.

      Sömürgecilik sonrası deneyimleri ele alan ve kimlik, aidiyet ve direniş kavramlarına odaklanan önemli bir edebi akım olarak postkolonyal edebiyat ve bu akımına bağlı yazılmış eserler, sömürgeciliğin etkilerini ve sonuçlarını anlamamızı sağlar. Bu akım ayrıca, bireylerin kimliklerini sorgulama, aidiyet duygusunu güçlendirme ve direniş yoluyla özgürlüğe ulaşma hikâyelerini anlatması dolayısıyla önemlidir. Böylelikle sömürgecilik döneminden günümüze uzanan evrensel öneme sahip konular ele alınmış ve okuyucuya farklı bir bakış açısı sunulmuş olur.

      Gabriel Garcia Marquez'in "Yüzyıllık Yalnızlık", Albert Camus'un "Caligula" ve Toni Morrison'ın "Sevilen" adlı eserleri, postkolonyal edebiyatın önemli örneklerinden bazılarıdır.

      Marquez'in "Yüzyıllık Yalnızlık" adlı romanı, Latin Amerika'daki sömürgecilik geçmişi ve onun mirasını ele almaktadır. Bu eser, Kolombiya'nın Macondo adlı bir kasabasında yaşayan Buendia ailesinin hikâyesini anlatır. Roman, ailenin içinde bulunduğu döngüsel ve tekrarlayan olaylarla birlikte, sömürgeciliğin etkilerini ve Latin Amerika toplumlarının tarih boyunca yaşadığı yalnızlığı anlatır. Marquez, bu eseriyle Latin Amerika'nın kültürel ve tarihsel mirasını betimleyerek, sömürgeciliğin kalıcı etkilerini ve bu etkilerin insanlar üzerindeki psikolojik ve sosyal sonuçlarına ışık tutar.

      Albert Camus'un "Caligula" adlı eseri ise Antik Roma döneminde geçer. Roma İmparatoru Caligula'nın tiranlığına odaklanan eserinde Camus, Caligula karakteri aracılığıyla, güç ve otoritenin kötüye kullanılmasının ve sömürgeleştirilen toplumların baskı altında ezilmesinin sonuçlarını eleştirir. Bu oyun, sömürgeciliğin egemenlik, aşağılama ve baskı temalarını işler ve sömürge döneminde yaşanan zulmün insanoğlunun psikolojisini nasıl etkilediğini gözler önüne serer.

      Toni Morrison'ın "Sevilen" adlı romanını incelediğimizde ise Amerika Birleşik Devletleri'nde kölelik döneminde yaşanan acı dolu bir hikâyeye tanıklık ederiz. Roman, Sethe adlı bir köle kadının özgürlüğüne kavuşmasının ardından yaşadığı zorlukları ve geçmişinin onun üzerindeki etkilerini ele alır. Morrison, bu eseriyle, kölelik döneminin sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda psikolojik ve duygusal olarak da köleleri nasıl etkilediğini gösterir. Aynı zamanda, roman, kölelik sonrası dönemde de siyahi toplumun maruz kaldığı ayrımcılığı ve kimlik arayışını vurgular.

      Bu üç eser, postkolonyal edebiyatın temel özelliklerini taşır. Sömürge dönemlerinde yaşanan zulmü, kimlik arayışını, kültürel çatışmaları ve insan psikolojisindeki etkilerini anlatır. Bu eserler, sömürgeciliğin mirasını ve sonuçlarını betimleyerek ezilenlerin seslerini duyurmayı hedefler.

      Türk Edebiyatı'nda da sömürgeciliğin izlerini postkolonyal edebiyat eleştirisi çerçevesinde ele almak mümkündür. Nazım Hikmet'ten Refik Hâlit Karay'a, Sezai Karakoç'tan, Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya kadar pek çok yazar ve şairimizin -hayatının hiçbir döneminde sömürgecilik yapmamış ve hiçbir devlete sömürge olmamış bir vatanın evlatları olarak- sömürgeleşmeye belli ideolojiler perspektifinde karşı çıktığı görülür. Bu reddedici tavır eserlerin hem içerik hem de biçiminde belli öğelerle belirginlik kazanmıştır.



934 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İNSANCIL EDEBİYAT - 18/12/2021
Edebiyat ideolojilerüstüdür, ideolojik ya da başka birtakım kalıplara sığdırılamayacak denli engin bir okyanustur.
FELSEFEDEN ŞİİRE UZANAN YOL: ORUÇ ARUOBA - 11/07/2021
Ahmet Oruç Aruoba, 14 Temmuz 1948'de Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde dünyaya gelir. Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu Fahri Aruoba ile şair, gazeteci Muazzez Kaptanoğlu'nun üç çocuğundan biridir.
DİRİM - 02/06/2021
Hayalin Işıltılar İklimi'nden "Dirim" isimli şiiri...
KADININ ŞİİRSEL SESİ: GABRIELA MISTRAL - 12/05/2021
"Öpücükler" şiiri, en popüler şiirlerinden biri olmasının yanı sıra, Gabriela Mistral'ın ruhunun şiirselliğini de gözler önüne sermektedir.
"SEVME SANATI" ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME - 26/04/2021
Erich Fromm'un 1956'da yayınlanan "Sevme Sanatı" adlı kitabı, bir kitaptan daha fazlasıdır. Birkaç nesil için ilham kaynağı olan bu yapıt, hâlen güncelliğini korumaktadır.
BÜYÜLÜ GERÇEKÇİLİĞİN ÖDÜLLÜ YAZARI - 11/04/2021
Halk arasında Gabo veya Gabito olarak bilinen Gabriel Garcia Marquez, Latin Amerika'nın en önemli edebiyatçılarından biridir ve büyülü gerçekçiliğin bir temsilcisi olarak anılan Kolombiyalı bir yazar, gazeteci, şair, editör ve senaristtir.
MODERNİZME BİR BAŞKALDIRI: ULTRAİZM - 27/03/2021
Edebi ultraizm, I. Dünya Savaşı'nın sonunda ortaya çıkan bir İspanya ve Latin Amerika kökenli harekettir. Ultraist hareketin temel amacı, modernizme ve 98 Kuşağı'na karşı cephe oluşturmaktır.
HAYATA TUTUNAMAYAN ŞAİR: GEORG TRAKL - 17/03/2021
Trakl şiirlerinde çürüme, yalnızlık ve ölüm düşüncelerini âdeta ete kemiğe bürüyerek biçimsel ve tonal güzellikle birleştirir. Özellikle geç dönem şiirleri kıyamet duygusu ile karakterize edilir ve yaklaşan bir felaket hissini aktarır.
HASRET KUYUSUNDA BİR HAYAT: CENGİZ DAĞCI - 07/03/2021
Onun milliyetçiliği insancıldır. Özellikle "O Topraklar Bizimdi" ve "Onlar da İnsandı" isimli kitaplarındaki karakterlerin nahifliği, yazarın içindeki insan sevgisini ve umudu gözler önüne serer.
 Devamı