• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Edebiyat Gazetesi

Kültür Sanat Edebiyat Haber Gazetesi

Beste Bekir
bestebekir@hotmail.com
HAYATA TUTUNAMAYAN ŞAİR: GEORG TRAKL
17/03/2021
     Georg Trakl, Avusturya'nın Salzburg kentinde demir tüccarı Tobias Trakl ve eşi Maria Catharina'nın oğlu olarak 3 Şubat 1887'de dünyaya gelir. Yedi çocuğun beşincisi olarak gençliğini Avusturya'nın Salzburg kentinde geçirir ve yedi çocuğu uyuşturucu bağımlısı olan Maria Catharina'nın yerine öğretmeni Marie Boring tarafından büyütülür. Georg Trakl, Fransız mürebbiye aracılığıyla şiir anlayışını Arthur Rimbaud ve Charles Baudelaire'in etkisiyle şekillendirecek olan Fransız edebiyatıyla böylece tanışmış olur.

     1900'den itibaren şiir yazmaya başlayan şair, eğitim hayatında sorunlar yaşadığından dolayı pek de başarılı olamaz. Bir süre sonra eczacı kalfası olarak çalışmaya başlar. Bu süre zarfında yazmaya da devam eder.

    "Ölüm Günü" ve "Fata Morgana" adlı iki oyunu 1906'da Salzburg Şehir Tiyatrosu'nda sahnelenir; fakat başarısız olur. Bu durumdan dolayı üzülen Trakl, tüm yazdıklarını yakarak iki yıllık bir inzivaya çekilir ve şiir çalışmalarına da ara verir. 1908 yılında Viyana'da eczacılık okumaya başlayan şair, bu dönemde edebiyat hayatına geri döner. Ayrıca müzik, mimari ve resimle de ilgilenmeye başlar.

     Trakl en önemli eserlerini 1910-1914 yılları arasında kaleme alır. Bugün en sıradışı Avusturyalı şairlerden biri olarak kabul gören Trakl; Georg Heym, Ernst Stadler ve Franz Werfel ile birlikte Almanca konuşan en önemli erken ekspresyonistlerden biri olarak karşımıza çıkar. Trakl şiirlerinde çürüme, yalnızlık ve ölüm düşüncelerini âdeta ete kemiğe bürüyerek biçimsel ve tonal güzellikle birleştirir. Özellikle geç dönem şiirleri kıyamet duygusu ile karakterize edilir ve yaklaşan bir felaket hissini aktarır.

     Hayatının büyük bir bölümünde depresyondan kurtulamayıp çareyi madde kullanmakta arayan şair, 1912'den itibaren arkadaşı ve patronu olan Ludwig von Ficker tarafından yayınlanan aylık "Der Brenner" dergisinde "Fön Rüzgârı Banliyösü" isimli şiiriyle yer alır. 1913'te yayıncı Kurt Wolff "En Genç Gün" serisinin bir parçası olarak Trakl'ın şiirlerini bir cilt hâlinde yayınlar.

     1914'ün ağustosunda Birinci Dünya Savaşı için gönüllü olan Trakl aynı ay içinde günümüzde Ukrayna sınırları içerisinde yer alan Galiçya'nın Grodek kentindeki Doğu Cephesinde sağlık görevlisi olarak hizmet eder. Ancak savaşın dehşetine dayanamaz, sinir krizleri geçirir ve ruhsal durumundan dolayı Krakow Hastanesi'ne kaldırılır. Hastanede kaldığı süre boyunca savaşın felaketlerini yansıtan "Grodek", "Doğuda" ve "Şikayet" isimli şiirlerini yazar.

     Georg Trakl, 4 Kasım 1914'te askeri mahkemede yargılandığı süre içerisinde daha da kötüye giden psikolojisinin tesiri ile aşırı dozda madde kullanarak hayatına son verir. Ölümünden bir sene sonra "Rüyadaki Sebastian" adlı şiir koleksiyonu yayınlanır. Hayatının baharında yaşamdan kopan Trakl'ın çalışmaları ne yazık ki ölümden otuz yıl sonra takdire değer bulunur. En güzel şiirlerinden biri olan "Erken Ölen Birine" isimli şiiriyle adeta erken solan hayatını öngörmüş gibidir.

ERKEN ÖLEN BİRİNE

Ah, ağacın içinden
usulca adım atan kara melek
akşamları nazik oyun arkadaşım
çeşmenin kenarında solgun

Adımlarımız sakin ve ağlamaklı gözlerimiz
sonbaharın kahverengi serinliğinde,
o şimdi mor tatlılığında yıldızların

Mönchsberg basamaklarından indi
yüzünde mavi bir gülümseme ve
bir garip gözyaşı döküntüsü.
daha da sessizdi çocukken
Öldü,
bahçede dostun gümüş yüzü
yapraklarda ya da eskimiş taşta
dinlendi kaldı

Ruh ölümü söyledi,
etin yeşil çürümesi,
ormanın hışırtısı
ve hararetli ağıtı hayatın...
Akşamın mavi çanları
alacakaranlığın kulelerinden çınladı

Mor güneş gölgeleri,
çıplak dal yelpazeleri
karatavuğun alacakaranlık duvarda
şarkı söylediği akşam
sessizce beliriverdi
vakitsiz ölenin hayaleti

Mavi çiçeğin
boğazından akan kan
ah yankılanan
geceye sızan ateşli gözyaşı,
altın bulut ve zaman

Yalnız ölülerin çağrıldığı o yerde
yeşil nehirde
karaağaçların altında
samimi sohbetler içinde
yürüyün şimdi

(Türkçesi: Beste BEKİR)



1714 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

POSTKOLONYAL EDEBİYAT: KİMLİK, AİDİYET VE DİRENİŞ ANALİZİ - 23/08/2023
Sömürgeciliğin bıraktığı sorunları felsefi ve edebi teoriyle açıklayan edebi akıma postkolonyalizm denir.
İNSANCIL EDEBİYAT - 18/12/2021
Edebiyat ideolojilerüstüdür, ideolojik ya da başka birtakım kalıplara sığdırılamayacak denli engin bir okyanustur.
FELSEFEDEN ŞİİRE UZANAN YOL: ORUÇ ARUOBA - 11/07/2021
Ahmet Oruç Aruoba, 14 Temmuz 1948'de Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde dünyaya gelir. Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu Fahri Aruoba ile şair, gazeteci Muazzez Kaptanoğlu'nun üç çocuğundan biridir.
DİRİM - 02/06/2021
Hayalin Işıltılar İklimi'nden "Dirim" isimli şiiri...
KADININ ŞİİRSEL SESİ: GABRIELA MISTRAL - 12/05/2021
"Öpücükler" şiiri, en popüler şiirlerinden biri olmasının yanı sıra, Gabriela Mistral'ın ruhunun şiirselliğini de gözler önüne sermektedir.
"SEVME SANATI" ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME - 26/04/2021
Erich Fromm'un 1956'da yayınlanan "Sevme Sanatı" adlı kitabı, bir kitaptan daha fazlasıdır. Birkaç nesil için ilham kaynağı olan bu yapıt, hâlen güncelliğini korumaktadır.
BÜYÜLÜ GERÇEKÇİLİĞİN ÖDÜLLÜ YAZARI - 11/04/2021
Halk arasında Gabo veya Gabito olarak bilinen Gabriel Garcia Marquez, Latin Amerika'nın en önemli edebiyatçılarından biridir ve büyülü gerçekçiliğin bir temsilcisi olarak anılan Kolombiyalı bir yazar, gazeteci, şair, editör ve senaristtir.
MODERNİZME BİR BAŞKALDIRI: ULTRAİZM - 27/03/2021
Edebi ultraizm, I. Dünya Savaşı'nın sonunda ortaya çıkan bir İspanya ve Latin Amerika kökenli harekettir. Ultraist hareketin temel amacı, modernizme ve 98 Kuşağı'na karşı cephe oluşturmaktır.
HASRET KUYUSUNDA BİR HAYAT: CENGİZ DAĞCI - 07/03/2021
Onun milliyetçiliği insancıldır. Özellikle "O Topraklar Bizimdi" ve "Onlar da İnsandı" isimli kitaplarındaki karakterlerin nahifliği, yazarın içindeki insan sevgisini ve umudu gözler önüne serer.
 Devamı