• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Edebiyat Gazetesi

Kültür Sanat Edebiyat Haber Gazetesi

Beste Bekir
bestebekir@hotmail.com
KOŞUMUNDAN BOŞANMIŞ AT: GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
19/02/2021
         Gerçeküstücülük, XX. yüzyılın en etkili estetik hareketlerinden biridir. 1920'lerde Paris'te başlamış olmasına rağmen, mirası dünyanın büyük bir bölümüne ve gelecek yüzyıllara kadar uzanacaktır. Gerçeküstücülük, diğer bir deyişle sürrealizm gerçekçilikten daha üstün bir durumu ifade etmektedir. Öyle ki akıl veya vicdanın müdahalesinden sanatın kurtarılmasını hedefler. Bu yaklaşım, yeni bir değerler ölçeğinin oluşturulmasını ve o zamana kadarki edebi kuralların kaldırılmasını önerir.

         Sürrealist fikirler, Sigmund Freud'un bilinçaltı kavramından ve Alfred Jarry'nin metafizik ötesindeki alemi çalışma alanı olarak seçen, modern bilimin kuram ve yöntemlerini hicveden, genellikle anlamsız ve deneysel bir dil kullanan patafiziğinden türemiştir. Ünlü sanat eleştirmeni ve yazar Apollinaire'in bir oyununu tanımlamak için kullandığı sürrealist dram ifadesi bahsi geçen akımın ismine esin kaynağı olur. Ayrıca Rimbaud, Mallarme ve Lautreamont gibi bazı Fransız şairleri de bu akımın önde gelen isimleridir ve hedeflerine ulaşmak için sanat ve edebiyat tarihinden miras aldıkları bir dizi teknik geliştirirler. Temel yöntem, herhangi bir düşünceye aracılık etmeden bilinçaltının kendisini tasvir etmeye çalışan otomatik yazma metodudur. Saf psişik otomatizm olarak da bilinen bu metot sürrealist teknikler içinde en bilinendir. Zihni rüya haline geçiren yöntem, psikanalizdeki serbest çağrışım yönteminden esinlenerek keşfedilmiştir. Breton otomatizmi açıklarken şu sözlere yer verir: "Freud'a göre, bilinçdışının akıl sır ermez derinliklerinde çelişkiler tümüyle ortadan kalkmıştır; duygusallık bastırılmışlığın zincirlerinden kurtulmuştur; zaman kavramı yoktur ve haz ilkesinden başkasına boyun eğmeyen psişik gerçeklik, dış gerçekliğin yerini almıştır. Otomatizm bizi doğrudan buralara götürür."

         Birbirlerinin yazdıklarını serbest çağrışım yöntemini kullanarak tamamlayan bir dizi sürrealistin grup çalışması, ilk eserlerin oluşmasına öncülük eder. Aslında sürrealizm, dadaizme benzer bir yol izlemiştir ve ona borçludur. Ancak 1924'te Sürrealist Manifesto'nun yayınlanmasıyla net bir kırılma meydana gelir ve giderek daha çok tanınan sürrealizm; şiir, roman, resim, heykel ve sinematografik çalışmlar için ilham kaynağı olur.

         Andre Breton'un "Sürrealizm Nedir?" isimli kitabında konu ile ilgili değerlendirmesi dikkat çekicidir: "Görünürde karşıt olan iki hâlin, rüya ile gerçekliğin gelecekte uzlaşacağına, yani sürrealite potasında eriyeceğine inanıyorum. Bunun gerçekleşmesini heyecanla bekliyorum. Her ne kadar onu göremeyeceğimi bilsem de, kendi ölümüme öylesine kayıtsızım ki, bu durum onun getireceği sevinci azıcık da olsa tatmamı engellemiyor."

İşte sürrealizmin mirasından birkaç örnek:

PHİLİPPE SOUPAULT / GECEYE DOĞRU

Geç
gölgede ve rüzgârda
bir çığlık yükselir geceyle birlikte
Kimseyi beklemiyorum
kimseyi
bir anıyı bile
Çoktan geçti vakit
rüzgârın taşıdığı
ama ağlama ve git
ötelerden bir yerden geliyor
rüyanın içine
Kimseyi beklemiyorum
ama işte gece
ateşle taçlandırılmış
tüm ölülerin gözünden
sessiz
Ve kaybolması gereken her şey
her şey kayboldu
tekrar bulmalısın onu
rüyanın içinde
geceye doğru.

(Türkçesi: Beste BEKİR)

PAUL ELUARD / TEK

Vücudu huzur içindeydi
biraz kırmızı kartopu
omuzlarında
sessizliğin gölgesi, gülün gölgesi
hâlesi tarafından örtülmüş elleri
uysal kemancılar ve şarkıcılar
ışığı kırdılar derken
dakikaları saydı uykuya dalmadan

(Türkçesi: Beste BEKİR)

ANTONİN ARTAUD / KARA ŞAİR

Kara şair,
bir bakirenin koynunda
rahat durmuyor
acı şair,
hayat koşuşturmacasında
ve şehir yanıyor
gökyüzü yağmura dönüşüyor
ve hayatın kalbini çiziyor kalemi
Orman orman karıncalanıyor gözler
çarpılmış tepelerde;
fırtınalı saçlar, şairler
ata binerler köpekler.
Gözleri öfkeli, dilleri dönüyor
gökyüzünün burnu akıyor
besleyici süt mavisi gibi
ağzının farkında
kadınlar, keskin sirke kalpleri.

(Türkçesi: Beste BEKİR)

ALEJANDRA PİZARNİK / BİTMEMİŞ GEMİ ENKAZI

Bu zamansız fırtına,
bu çubuklar gözlerimin elinde
açıp kapanan bir yelpaze
bu küçük aşk hikayesi
gösteriyordu sanrılı güzelliği:
Sarılmanın müzikal sessizliğinde
ormanın en çıplak hâli.

(Türkçesi: Beste BEKİR)



1604 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

POSTKOLONYAL EDEBİYAT: KİMLİK, AİDİYET VE DİRENİŞ ANALİZİ - 23/08/2023
Sömürgeciliğin bıraktığı sorunları felsefi ve edebi teoriyle açıklayan edebi akıma postkolonyalizm denir.
İNSANCIL EDEBİYAT - 18/12/2021
Edebiyat ideolojilerüstüdür, ideolojik ya da başka birtakım kalıplara sığdırılamayacak denli engin bir okyanustur.
FELSEFEDEN ŞİİRE UZANAN YOL: ORUÇ ARUOBA - 11/07/2021
Ahmet Oruç Aruoba, 14 Temmuz 1948'de Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde dünyaya gelir. Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu Fahri Aruoba ile şair, gazeteci Muazzez Kaptanoğlu'nun üç çocuğundan biridir.
DİRİM - 02/06/2021
Hayalin Işıltılar İklimi'nden "Dirim" isimli şiiri...
KADININ ŞİİRSEL SESİ: GABRIELA MISTRAL - 12/05/2021
"Öpücükler" şiiri, en popüler şiirlerinden biri olmasının yanı sıra, Gabriela Mistral'ın ruhunun şiirselliğini de gözler önüne sermektedir.
"SEVME SANATI" ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME - 26/04/2021
Erich Fromm'un 1956'da yayınlanan "Sevme Sanatı" adlı kitabı, bir kitaptan daha fazlasıdır. Birkaç nesil için ilham kaynağı olan bu yapıt, hâlen güncelliğini korumaktadır.
BÜYÜLÜ GERÇEKÇİLİĞİN ÖDÜLLÜ YAZARI - 11/04/2021
Halk arasında Gabo veya Gabito olarak bilinen Gabriel Garcia Marquez, Latin Amerika'nın en önemli edebiyatçılarından biridir ve büyülü gerçekçiliğin bir temsilcisi olarak anılan Kolombiyalı bir yazar, gazeteci, şair, editör ve senaristtir.
MODERNİZME BİR BAŞKALDIRI: ULTRAİZM - 27/03/2021
Edebi ultraizm, I. Dünya Savaşı'nın sonunda ortaya çıkan bir İspanya ve Latin Amerika kökenli harekettir. Ultraist hareketin temel amacı, modernizme ve 98 Kuşağı'na karşı cephe oluşturmaktır.
HAYATA TUTUNAMAYAN ŞAİR: GEORG TRAKL - 17/03/2021
Trakl şiirlerinde çürüme, yalnızlık ve ölüm düşüncelerini âdeta ete kemiğe bürüyerek biçimsel ve tonal güzellikle birleştirir. Özellikle geç dönem şiirleri kıyamet duygusu ile karakterize edilir ve yaklaşan bir felaket hissini aktarır.
 Devamı